Formula 1 2005 yılında ülkemizde yapılmaya başladığında büyük bir sevinçle karşılanmış ve seyirci tarafından da büyük ilgi görmüştü.
Ancak başından beri bizzat içinde yer aldığım bu organizasyonda en az ilginin bu yılki yarışa olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki, bırakın pist kenarındaki tribünleri ana tribün ve sadece davetlilerin girebildiği “paddock”ta bile önceki yıllara nazaran hissedilir bir tenhalık göze çarpıyordu. Ayrıca önceki yıllarda şehir içinde belediye tarafından yapılan büyük tanıtımların bu yıl çok zayıf kaldığı da dikkatlerden kaçmadı. Tabii ki bu durum gelecek yıllar için yarışların ilgi azlığından dolayı Türkiye’den alınması tehlikesini de beraberinde getiriyor. Spor seyir kültürü konusunda çok ciddi sorunları olan ülkemizde futbol maçları bile dolu tribünler önünde oynanmazken, olimpiyatlara talip olup olmama konusu da bence ciddi olarak üzerinde tartışılması gereken bir durum.
Yarışa gelince. Genel beklenti son 3 yılda 3 kez yarışa birinci sırada başlayan Massa’nın üçüncü kez İstanbul’da birinci geleceği şeklindeydi ve bu da gerçekleşti. Ancak bir gün önceki sıralama turlarında Massa “pole position”u almasına rağmen Mercedes İstanbul’a çok iyi hazırlandığını göstermişti. Yarışın en güzel anlarından biri Hamilton’un Massa’yı müthiş bir (more…)

